yasar nurinin son çırpınışları

Yaşar Nuri’nin son çırpınışları…

Siyami Akyel yazdı

Artık Yaşar Nuri’den kurtuluyoruz. Bir zamanlar Ayşe Özgün’ün programında dini konularda kafasına göre konuşuyor, aklına geleni söylüyordu. 1400 yıllık İslami geleneği hiçe sayarak dinde reform yapmaya çalışarak bilgisiz insanların kafasını bulandırıyordu.

Allah’a şükürler olsun ki artık Yaşar Nuri’nin dinde reformu arzulayan sözlerine kimse itibar etmiyor. Yaşar battı batıyor.

Önce CHP’den milletvekili oldu. Kendini İmam-ı Azam gibi görüyordu. İmam-ı Azam kendisine yapılan kadılık teklifini kabul etmezken, Yaşar Nuri koşa koşa tıpış tıpış milletvekili oldu hem de sol görüşlü CHP’den.

Yaşar’ın milletvekili olması ilk puan kaybıydı. Hani sen din adamıydın hani senin riyaset kaygın yoktu. Hani sen sadece Kur’an’a hizmet ediyordun. Tabii bu dolmayı kimse yutmadı. Yaşar daha sonra CHP’yle de yollarını ayırdı. CHP kendisini kapı dışarı mı etti kendisi mi ayrıldı orasını bilemem. Bildiğim bir tek şey var o da Yaşar’ın CHP gibi bir parti de bile barınamadığıdır.

CHP’den ayrıldıktan sonra yeni parti kurmalar falan. Bizimki ekranda üç beş kişiyle program yaptıya kendini bir şey sandı. Yok Allah’la aldatmak, yok Kur’an Müslümanlığı. Tabii kurduğu partiye kimse itibar etmedi. Boyunun ölçüsünü aldı. Alacak tabii. Bir kere karizması yok, siyaset tipi yok. Bu işler din adına ahkam kesmeye benzemez.

Yaşar Nuri’nin şanssızlıkları bunlarla da sınırlı kalmadı. İnsanın işleri bir kere kötüye gitmeye dursun artık onu kimse kurtaramaz. Yaşar’ın ki de işte tam öyle. Olmayan karizması da günden güne eridi, tükendi.

Hele Yaşar’ın başına gelen meşhur aldatma olayı tam tükeniş… Efendim hikaye şu. Yaşar Nuri’nin ŞAHANE isimli bir danışmanı varmış. Yaşar bey, eşinden habersiz danışmanıyla gizli ilişki yaşamış. Yani Yaşar Nuri eşini Şahane isimli danışmanıyla aldatmış. Bunu ben söylemiyorum, günlerce basında yazıldı çizildi. Ben onların yalancısıyım. Hatta Vakit gazetesi kendisine bir isim taktı: “Aldatan Nuri”. Aslında onlarda bu ismi başka yerden aparttıklarını söylüyorlar ama olsun lakap bir kere takılmış.

Yaşar Nuri’nin danışmanı Şahane’yle eşini aldatması olayından sonra artık dibe vurduğunu tahmin etmek zor değil. Sen hem din iman diyeceksin hem de adın bu tür iddialarla gündeme gelecek. Tabii insanlar da bu olayları basından takip ediyorlar. Eeee. İnsan bu kadar şansızlığı da yaşar mı demeyin bunun devamı da var.

Yaşar Nuri’nin son vukuatı sonunu hazırlamış gözüküyor. Önce din iman, sonra riyaset kaygısıyla CHP’den milletvekili olmalar daha sonra danışmanıyla malum şey. Bir ilahiyatçının karizmasını çizmeye yetecek olaylar bunlar. Ancak son küfürnamesi kendini iyice zora sokmuşa benziyor. Çünkü bir ilahiyatçının ağzından çıkan bu küfürler kabul edilebilir cinsten değil.

İşte size Yaşar Nuri’nin küfürlerinden bazıları: “Dişleri dökülmüş, gözlerinin nuru uçmuş, fesat ve gıybet yaratığı hurafe soytarısı, Hayvanlıktan aşağı, Haysiyetsiz yobaz, Kara yürekli ebleh, Şintoist, Echel yobaz, Örtülü şirk hamalı.”

Yaşar Nuri’nin bu küfürnamesine Mehmet Şevket Eygi, Milli gazetedeki köşesinde kibar ve bir o kadar da manidar cümlelerle cevap verdi:

“Yakın zamanda büyük bir gazetede sokak serserisi ağzıyla aleyhimde seviyesiz küfürler yayınlandı. Hayvan, yobaz, müşrik, echel (en câhil) gibisinden.

Bunlara aynı üslupla cevap veremeyeceğim. Terbiyem buna müsait değildir.

Bu hakaretler bendenize bir zarar vermez. Keskin sirke küpüne zarardır.

Böyle kızıp köpürmeleri, âdi küfürler savurmaları iyiye alâmettir: Deşifre olduklarını anladılar, dini bozma çabalarının başarılı olmadığını, halkın uyandığını gördüler ve kendilerini kaybetmiş bir şekilde saldırmaya başladılar.

Bana küfreden kimse nasıl bir ilâhiyatçıdır, size bir örnek vermek istiyorum. Yakın tarihte, küfürbaz gazetede yayınlanmış bir yazısında bu adam aynen şöyle yazdı: “Hortlamış bir sürü Damat Ferit ve Mustafa Sabri ile bütün bunlar yapılır, bütün kaleler bir bir düşürülürken, ülke aydınlanmasının önünü açanlardan biri olan adamın anıtlaşmış eserlerini yaratan açıktaki o büyük kafasını bırakıp fermuarının arkasındaki küçük kafasıyla uğraşıyor.”

Herkese soruyorum: Bir ilâhiyatçı böyle bir üslupla yazabilir mi?..

Bu adam üstelik din önderi geçiniyor. Sevsinler!..

Bırakın küfür etsin, ne mal olduğu ortaya çıksın…”

Mehmet Şevket Eygi, Yaşar Nuri’ye gereken cevabı verdi ama benim kafama takılan bir soru var. Yaşar Nuri Öztürk “Hurafe soytarısına açık mektup (1)” yazısında kendisini eleştiren Eygi’nin isim vermemesine kafayı takmış ve rakibine şöyle seslenmişti: “Daha bir eleştiri yazısını, muhatabının adını açıkça zikrederek yazacak mertliğe ulaşamamışsın. Kancık bir eda ile kıvırıp duruyorsun.”

Sahi merak ediyorum. Yaşar Nuri de küfürnamesinde Mehmet Şevket Eygi’nin ismini vermemiş. Acaba kendisi nasıl bir edayla kıvırıyor?

Başta söylediğimiz geçerli. Bunlar Yaşar’ın son çırpınışları. Konuş Yaşar konuş, konuştukça din adamı olmadığın iyice açığa çıksın. Konuştukça nasıl küfürbaz olduğun ortaya çıksın. Konuş ki Ehl-i Sünnet’i savunanlarla senin aranda dağlar kadar mesafe olduğu anlaşılsın. Konuş ki daha fazla dibe vurasın. Oraya buraya küfürler savur ki insanlar seni iyice tanısın. Konuş ey Yaşar konuş. Konuş ki alem senin ne olduğunu anlarken sen din adına ahkam keseme. Konuş ey Yaşar konuş. Çünkü senin sana verdiğin zararı hiçbir Ehl-i Sünnet’çi veremez. Elini çabuk tut. Ehli sünneti savunan Müslümanlar seni bitirmeden sen kendini bitir.

Sen konuş ki ben yazımı “Yaşar Nuri çırpınırken” diye bitireyim…

Reklamlar
yasar nurinin son çırpınışları

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s