KULLUĞU MEVLA ÖĞRETİR!

KULLUĞU MEVLA ÖĞRETİR!

Kulluğu, kuluna yine Allah (Celle Celaluhu) öğretir.Allahu Teala’ya tazim, onun emirlerine tam teslim olmaktır.

İnsan abdul kafa (kafasının kulu) olmamalıdır.Bir insanın kafası Mevla’nın razı olduğu ve olmadığı yolları seçerek kendisini Mevla’nın cemaline ve cennetine kavuşturacak kadar anlayışlı değildir.Ancak emirleri yerine getirmek ve yasaklardan kaçınmakla bu nimete ulaşılır.
Dinimiz nakilledir.Ayet ve hadisledir.İnsanın aklı doğru yolu yalnız başına bulamaz.Şimdi öyle insanlar çıktı ki ”İşte benim aklım bunu almıyor, benim felsefeme uymuyor” derler.Bunlar hiçbir şey ifade etmez.Mesnevi sahibi ne güzel buyuruyor:
Mevla’dan edebe muvaffak olmak istiyorum,
Zira edebi olmayan Mevla’nın lutfundan mahrumdur.
devami icin->
Mevla Teala yardım etmese, kulun elinden tutmasa, kul kul hiçbirşey yapamaz.Eğer yapabilseydi, Hazreti Musa (Aleyhisselam)’ın 40 sene ovada dolaşmazlardı.Yürü yürü, akşam bakıyorlar yine aynı yerdeler.Cenabı Hak, Musa (aleyhisellam)a emir vermişti.”Cebabire kavmiyle muharebe edeceksin, onların yerini feth edeceksin.” Ve orduları techiz ettiler.Yürüdüler, oraya yakın bir yere geldiler.
Dediler:”Casus gönderelim, oranın durumunu anlayalım.” Giden casuslar oranın insanlarını çok uzun boylu ve kuvvetli görünce:”Biz onlarla başa çıkamayız, onların kuvvetleri bizden fazladır.Onlar beldelerinden çıkmadan biz elbette oraya giremeyiz” diyerek muharebeye gitmeyeceklerini beyan ettiler.
Ancak içlerinden Allah’tan korkan iki kişi dediler ki:”Yürüyün, o şehrin kapısından girin, şüphesiz galip olacaksınız”.Bunun üzerine Musa (aleyhisselam) ın ordusundan bazı kişiler dedilerki:”Cebabire kavmi Arz-ı Mukaddes’te bulundukça biz oraya giremeyiz.Sen ve Rabbin beraber gidin onlarla savaşın, biz burada oturucularız.”
O zaman Musa (aleyhisselam) Mevla Teala’ya iltica ederek: ”Ya Rabbi ben ancak kendi nefsime ve kardeşime malikim, artık bizim aramızla o fasık kavmin arasını ayır” diye dua etti.Cenab-ı Hak Hazretleride buyurdu ki:”O yer onların üzerine kırk sene haram kılınmıştır.O yerde mutehayyirane (şaşkın) bir şekilde dolaşıp duracaklar.Artık o fasıklar kavmine acıma”…
Şu halde bundan anlaşılıyor ki, insan sadece aklıyla bu dini anlayıp, vazifelerini ifa edebilseydi, Musa (aleyhisselam) ın kavmi de o sahradan gidecekleri yere vasıl olabileceklerdi.Demek ki akıl tek başına kafi değildir.Akıl önüne bir rehber lazımdır.
İmam-ı Rabbani Hazretleri buyuruyorki:”Akıl hüccettir ama hüccet-i baliga (yegane maksada ulaştırıcı) değildir.Hüccet-i baliğa, peygamberlerin gönderilmesiyle tamamlanmıştır”.
Şimdi ayetlerimize gelelim:
Ey yahudiler ve hıristiyanlar!Birr dediğimiz şeyki, iyilik manasınadır, meşrika veya mağribe dönmek değildir.İşi görecek ve maksuda ulaştıracak birr, Allah’a iman edenin, ahiret gününe iman ededninsofuluğudur.
Ahiretin ne olduğunu açıklamak çok tafsilat ister.Öldükten sonra dirilip yoplaşacağımız güne ahiret günü, toplanacağımız yere mahşer yeri deniyor.Ahiret gününün bir çok ismi vardır.Hesap günü deniyor, Azife (feryad) günü, Vakıa günü, Tegabün günü deniyor, din günü deniyor.Her bir ismin de ayrıca manası vardır.
Bu isimler bize vaazu nasihat eder.Mesela;Tegabün birbirini aldatmak manasınadır.Bunu şöyle anlayalım.Her müminin cennettede, cehennemde de yeri vardır.Her kafirinde cennette de cehennemde de yeri vardır.Hüsn-ü hatime ile ölen bir kimse cennetteki yerine girdiği gibi kafir olarak öleninde cennetteki yerini alır.Bir kafir ise cehenneme girdiği gibi cennete giren bir müslümanın cehennemdeki yerinide alır.Bu şekilde de aldatma olmuş oluyor.
Neuzubillah, bir insan imandan uzaklaşır, taatten döner Mevla’nın gazabına uğrarsa, onun hali ahirette aldanmaktır.Bu aldanış dünyada başlar.Dünyadaki insanların çoğuda bu aldanıştadır.Bilhassa gençlerin çoğunu böyle aldatıyorlar.
Dünyadaki yegane amacın diploma almak olduğu telkin ediliyor.”Al sana bir diploma, en önemli şey budur.İşte mevkiinde şudur, dahada senin talep edeceğin birşey yoktur.” deyerek asıl dünyaya niçin geldiğinden gençleri habersiz bırakıyorlar.Böylece diplomayı alan bu dünyada aranılanı bulduğunu zannediyor.
Halbuki matlubun yolunda bir adım atmış değildir.Ne zaman ki Azrail:”Emaneti almaya geldim” deyip de ahiret tarafından bir kapı açtığında, dünyaya niçin geldiğini, işin hakikatini anlayacak ve kulluğa yöneleyim, kusurlarımı telafi edeyim, günahlarımı affettireyim diye ölmemeyi, bir müddet daha isteyecek.Fakat buna imkan verilmeyecek, iş işten geçecek, bu pişmanlık fayda etmeyecek.
İşte fırsat elden gitmeden Mevla ile işimizi yoluna koymak için birbirimize acıyalım.Birbirimizi Allah-u Teala Hazretlerinden ve onun dininden haberdar ederek ahiretin saadet yollarını kazanalım.
Onun için Allah’u Teala Hazretleri Kuran-ı Kerimin bir çok yerinde bu tenbihi beyan etmektedir.Bunlardan biriside İbrahim Suresinin şu ayeti kerimeleridir:
İnsanlara azabın kendilerine geleceği günü haber verip korkut ki,o gün zulmedenler şöyle diyecektir:”Ey Rabbimiz!Bize yakın bir zamana kadar izin ver, senin davetine uyalım.Peygamberlerin izinden gidelim.”(Bunun üzerine onlara denilir ki):Hani ya bundan önce:”Bize hiçbir zeval yoktur” diye yemin etmemişmiydiniz?”(İbrahim Suresi:44)
Son nefeslerinde ahiret tarafından kapı açıldığında zalim olanlar bakacaklar ki bu yolculuk için bir adım bile atmış değiller.Mesele onların bildiği gibi değilmiş.Kuran’dan, hadisten, fıkıhtan, akaidden, okuyup beyan edenler doğru söylemiş.
Ayeti Kerime de Cenab-ı Hak, zalimlere söylüyor.Zalimler ise hazırlanmayanlardır.Allah’u Teala herkesin sonunda ne diyeceğini biliyor.O zaman onlara Cenab-ı Hak şöyle buyuracak:
Siz nefislerine zulmeden kavimlerin diyarında yerleştiniz, onlara nasıl azab ettiğimiz size zahir oldu.Size (ibret olacak) misallerde gösterdik.”(İbrahim 45)
Şimdi siz işinizi yoluna koymak için tehir ettirilmezsiniz.Ben Allah olarak ve size asla muhtaç olmayarak sizin için yüzdört kitap indirdim.Bir çok peygamberler gönderdim.İbret almadınız, beni dinlemediniz, bende bugün sizi dinlemiyorum…
Ey müslümanlar!İbret almak lazım.Ölüm gelebilir.Herşeyden evvel kendimizi ölüme hazırlayalım.Bundan sonra yapacağımız işleri islamın emrettiği üzere yapalım.Allah’u Teala Hazretleri böyle buyurdu.Onun tenbihine bakalım.Kendi felsefelerimize, kendi kafamıza uymayalım.
Felsefe ve kafa, insanı maksada ulaştırmaktan acizdir.Bu şekilde düşünüp ve böyle bilenlere merhametli olmak gerekir.Çünkü kaybedenler çok büyük şey kaybediyor.Bulanlarsa çok büyük şey buluyor.
İmam-ı Masum (Kuddise Sırrahu) Mektubat’ında anlatıyor:
Evliyaullah’dan Ebu Aliyyid Dekkak (Kuddise Sırrahu) Hazretleri vefat etti.Vefatından sonra büyüklerden birisi rüyasında gördü ki şiddetle ağlıyor.Yavaş yavaş yanına yaklaşıp kemali edeple sordu:”Ya Mevlana niye ağlıyorsun? Dünyaya geri dönmek mi istiyorsun?”
Ebu Aliyyid Dekkak ise ”Ey oğul dünyaya geri dönmek istiyorum ama ailemi özlediğim için, onlarla birlikte olmak için değil.Buraya gelince anladım ki insanlar öyle büyük şeyler kaybediyorlar ki, eğer dünyaya dönebilsem elime bir değnek alır herkesin kapısını çalardım.Çok şeyler kaybediyorsunuz derdim” buyurdu…
Duymakla görmek bir değildir.Gördükten sonra durumu dahada değişti.Bizde öldükten sonra hakikatı göreceğiz, bizde pişman olacağız.Nasıl bu yola daha fazla eğilemedik.Nasıl daha takva sahibi olamadık.Nasıl daha çok okuyup okutamadık diye pişman olacağız.Nitekim:
(Habibim!)Hasret gününden onları korkut.”(Meryem Suresi 39) buyuruluyor.
Niçin hasret günü oluyor?Zira iyilik yapanlar karşılığını bulunca:”Nasıl daha fazla ahirete çalışmadık.”diyecekler.Çalışmayanlar ise ”Eyvah!biz çalışanların arasında bulunduk.Fakat onlara kıyme vermedik, taraflarına bakmadık, kibrimizden hiçbirşey yapmadık” diyecekler.
Cenab-ı Hak bu hakikatlara dikkatimizi çekmek için:
Ve size azap gelmeden evvel Rabbinize dönün.O’na teslim olun.Sonra yardım olunmazsınız.”(Zümer Suresi 54)
Ve Rabbinizden size indirilmiş olanın en güzeline tabi olunuz, size siz farkında olmadığınız halde ansızın azab gelmeden evvel”(Zümer 55)
Niçin bu işleri yapın biliyormusunuz?
Zira günahkar nefsin şöyle demesi var:”Allah’a karşı yaptığım kusurlardan dolayı eyvah bana yazıklar olsun.Ben müstehzilerden (alay edicilerden) olmuş idim.(Zümer 56)
Yahut şöyle demesi var:’Eğer Allah bana hidayet verseydi elbette ben muttakilerden olurdum”(Zümer 57)
Ve yahut azabı gördüğü zaman:’Keşke benim için bir daha dünyaya dönmek olsaydı da, iyi işler işleyenlerden olsaydım’ demesinden evvel uyanmalıdır.(Zümer 58)
”(Allah’u Teala, o günahkar nefse, o zaman şöyle buyurur) Evet’Muhakkak sana ayetlerim gelmişti de, sen onları yalanladın, emirlerimi tutmaktan kibirlendin ve kafirlerden oldun.”(Zümer 59)
Reklamlar
KULLUĞU MEVLA ÖĞRETİR!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s