sphbetleri 19 –bunu yapanlar haindirler..

“Ey iman edenler! Kendi (din kardeş)lerinizden başkasını (dost ve) sırdaş edinmeyin. (Çünkü) Onlar size fesat (kötülük yapmak) da hiç kusur etmezler. Sizin meşakkatinizi (size sıkıntı verecek şeyleri) arzu ederler.

   Şüphesiz onların buğuz (kin ve düşmanlık)ları ağızlarından (çıkan sözlerinden) belli olmuştur. İçlerinde gizlemekte oldukları kinleri ise daha büyüktür. Muhakkak biz, size ayetlerimizi apaçık beyan ettik, eğer anlıyorsanız (düşmanlarınızla dostluk etmekten vazgeçin).”

   Ayet-i Kerimede geçen (Ya eyyühellezine amenü) deki: (Ya) harf-i nidadır, aynı zamanda dostun dosta olan tenbihidir. (ellezine amenü) ism-i mevsul ve sılasıdır. Dostun dostunun imanına şahitlik etmesidir.

   Mevla Teala, ayet-i celilede dostun dosta olan nidasıyla nida buyurdu. Dostun dostuna olan tenbihi ile tenbih buyurdu. Dostun, dostunun imanına şahitliği ile şahitlikte bulundu.Bu ne büyük bir nimettir.
   Rabbimiz bize dostluk nidasıyla nida buyuruyor, bizler ise gidiyor O’nun düşmanları olan kafirleri dost ediniyoruz. Halbuki dostluk muamelesi neyi gerektirir? Dost edindiğin kimsenin düşmanı ile dostluk etmemeyi gerektirir. devamı için ->>

   Mevla Teala, iman edenleri, kendine dost edindi. Fakat müslümanlar bu dostluğu muhafaza edemeyip kafir ile dostluk yaptıklarında, Allah-u Teala ceza olarak onları müslümanlara musallat eder. Bosna Hersek’te olduğu gibi. Boşnaklar sırplara kızlarını vermeğe, onlar gibi yaşamağa başlamışlardı.
   Siz misiniz Mevlayı bırakıp onları dost edinen? Bakın şimdi ne kadar perişan durumdalar. Şuda var ki, Mevla Teala ateşe “Yakma!” buyursa yakmayacağı gibi, onların saldırmamalarını, vurmamalarını hükmetse, düşmanlık edemezler. Her şey Mevla Teala’nın kudret elindedir.

   Nitekim Mevla Teala hadis-i kudside şöyle buyurmaktadır:
“Ben Allah’m! Meliklerin melikiyim. Bütün meliklerin kalpleri ve perçemleri benim (kudret) elimdedir. Eğer kullar bana  itaat ederse, o melikleri onlara rahmet (acıyıcı) kılarım.
   Eğer kullar bana asi olurlarsa, o melikeleri onlara azab (vesilesi) kılarım (öyleyse) padişahları kötülemek ile meşgul olmayın, lakin bana tövbe edin (ta ki) onları sizin üzerinize merhamet edici kılayım.”

   Bir hadis-i şerifte de şöyle varittir:
“Sünnetime sıkıca sarılmaya devam ettiğiniz müddetçe, düşmanınız üzerine galipsinizdir. Eğer sünnetimden (tatbik etmekten) çıkarsanız, Allah sizi korkutan birisini üzerinize musallat kılar. Bu korku kalplerinizden çıkmaz ta ki sünnetime (tatbik etmeye) dönünceye kadar.”

  Bunları yazın ve ezberleyin, zira:
“İlim okumak ile sayd olur (avlanır),
Yazmak ile o say da kaydolur
Hane-i dilde (kalpte) hıfz eyle ki,
Etmeye firar.”

   Dikkat ediyormusunuz? Resulullah’ın sünnetini yaşayıp başkalarına da yaşatma çabası içerisinde bulunanların, az dahi olsa artması sebebiyle müslümanlar dinlerini eskisine nazaran daha rahat icra edebiliyorlar.
   Geçmiş senelerde iki kişi Kur’an-ı Kerim ilmi tahsil etmek için bir araya gelemezdi. İslamiyetin yaşanması istenmiyordu. Bunun gibi bir tutum halen Rusya’da bulunan müslüman kardeşlerimize uygulanmaktadır. Orada namaz kılmak yasak, müslümanlığın icab ettirdiği her fiil yasak..
   Müslümanlar göz hapsine alınmış, namazlarını kıyam, rüku ile aşikar kılamıyorlar. Ancak müslümanlığın en büyük rüknu olan namzlarını terk etmiyorlar, ima ile kılıyorlar, yinede kılıyorlar. Bu durumun farkına varan ruslar anlıyorlar ki müslümanları islamiyetten ayıramayacaklar.

   Şu caminin halkı sünnet-i Resulullaha sımsıkı sarılıp, amel ettiğii takdirde, Allah’ın izniyle müslümanlar galiptir.

   Sure-i Muhammed’de Mevla Teala şöyle buyuruyor:
“Allah dileseydi, o kafirlerden (savaş yapmaksızın) intikamını alırdı. Fakat sizi birbirinizle imtihan etmek için  (size savaşı emrediyor). Allah yolunda öldürülenlere gelince, onların amellerini Allah boşa çıkarmaz.
  (Allah) onları hidayete erdirir ve hallerini güzelleştirir, onları (dünyada) kendilerine tanıtmış olduğu cennete koyar.
   Ey iman edenler! Eğer Alllah’a (dinine) yardım ederseniz, O’da size yardım eder (zafer verir) ve ayaklarınızı kaydırmaz.” (Ayet 4’den 5-7)
  
   Ayet-i celilelerinin manalarına vakıf olmak yüzbin sene Dolmabahçe sarayında yaşamaktan daha lezzetlidir.

    Evet! Dersimizin ayet-i kerimesinde Mevla Teala iman eden kullarına nida ederek buyurmuş oluyor ki: “Ey iman eden kullar! Düşmanlarımdan ne zaman elinizi çekicekseniz” aleyhinize konuşurlar, size tükürürler, mukaddesatınızı çiğnerler yine onları seversiniz.

   İmam-ı Masum (kuddise sirruhu) kendi mektubatından bir mektubunda buyuruyor ki: “Bir müridin yanında şeyhi hakkında kötü konuşulur, mürid şeyhini savunmaz, ses çıkarmadan onları dinlerse köpekten daha aşağı duruma düşer, zira köpek, sahibi onu bıraksa dahi, sahibini düşmandan muhafaza eder.”

   Peki! Şeyh düşmanına karşı müdafaa edilmediğinde insan bu kadar aşağı oluyor ise, ya Mevla Teala ve onun dinine yapılan taarruzlara karşı çıkmayan, dini müdafaa etmeyen müslümanların hali nice olur.

   Bir takım müslümanlar, Ashab-ı kiram’a, Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) in zevcelerine, hatta hatta Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) e sövme cüretinde bulunan Şiileri kendilerine dost ediniyorlar bu nasıl şeydir?
   Avrupaya mastır yapacağız diye gidiyorlar, mason olup geliyorlar. Böyle büyük bir tehlikeye düşmemeleri için: “Bu sebepten Avrupa’ya gitmeyin” dediğimizde bizlere: “Siz bilmiyorsunuz, biz onlarla dışmızdan iş birliği yapıyoruz, kalbimizle değil. Yüksek mevkilere getirilmemiz için böyle yapmak zorundayız” diyorlar.

   Yahu size Kur’an-ı Kerim’in verdiği mevki, Resulullah’ın (sallallahu aleyhi ve sellem), Kur’an-ı Kerim’in halifesi olmak yetmiyor mu? En yüksek makam budur. Bizleri kafirler hezimete uğratmamıştır, bilakis içimizde bulunan Avrupa yanlısı müslümanlar yıkmıştır.

   Allah-u Teala bir adamın kalbine mühür basarsa o, ortalığı ifsad eder, Ahmed, Mahmud ona ne yapabilir? İşte bizim Din-i Mübin-i İslam’a gerktiği gibi sahip çıkmayıp, Avrupa yanlılarına göstermiş olduğumuz müsamahalardan sebeptir ki, Taksim meydanında rahatlıkla: “Şeriat kahrolsun” diye bağırabildiler.

   Hazreti Ebu Bekir (radıyallahu anhu) Resulullah(sallallahu aleyhi ve sellem) in en yakın dostu nasıl olabildi? Din-i Mübin-i İslam’a sahip çıkıp hiçbir zaman müsamahakar davranmadığından. Kendisi şöyle buyurdu:
   “Biz hayatta iken, dinimizden bir şey noksan olur mu?

   Bir şahıs çocuğu ile Hazret-i Ebu Bekir-i Sıddık (radıyallahu anh) ın yanına gitmişti. Çocuğun saçları yahudilerin adeti üzere perçem bırakılarak kesilmişti. Hazret-i Ebu Bekir-i Sıddık (radıyallahu anh) buna çok kızdı: “Yahudi şiarı olan perçemi kesiniz” buyurdu ve çocuğun perçemini kestiler.
  
   Din-i Mübin-i İslamı beklemek lazımdır. Bir kişi dahi dini beklese o kişinin arkasında Allah-u Teala vardır.
   Moda diye elbiselerinde islami ölçülere uymayan değişikler yapanlar haindirler
sphbetleri 19 –bunu yapanlar haindirler..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s